Yaygın olarak bulunan hematit, önemli bir demir mineralidir.
Hidrotermal damarlarda ve magmatik kayalarda aksesuar minerali
olarak bulunabilir. Volkanik kayalarda, birçok metamorfik kayada,
kontakt metamorfik yataklarda, birincil veya ikincil olarak
sedimanter kayalarda yaygın olarak oluşabilir.
Kararın
verilişi:
Arazi
testlerinden bir sonuç elde edememiştim. Bulduğum taş ile benzer
özelliklere sahip başka taşlar bulamamıştım.
Yakın çevrede
önceden keşfedilmiş bir maden yoktu. İşletilen bir maden ocağı da
yoktu.
Arazideki test
sonuçları gösteriyordu ki; bu durum garipti, bu taş farklıydı ve bu
taş bir şeylerin işaretiydi.
Belli ki bu taş
buralara ait değildi. Peki, bu taş buralara ait değilse, buraya
nasıl gelmişti?
Birileri getirip
bırakmış olabilir miydi? “Arazinin ortasına kim, neden bıraksın bu
taşı” diye düşündüm.
Dünyanın birçok
yerinde manyetit ve hematit gibi manyetik mineraller vardır. Bu
minerallerin olduğu yerlerdeki araştırmalarda benzer özelliklere
sahip başka numuneler bulmak mümkündür.
Fakat bu örneğin
çevresinde kendine benzer özellikler taşıyan başka taş yoktu.
Eğer birileri
buraya getirip bırakmadıysa, bu taş dünya dışından gelmiş
olabilirdi. Dünya dışından gelen taşların çoğunluğu manyetikti.
Kararımı
vermiştim. Bu taş meteoritti. Bu taş göktaşıydı.
Çevresindeki tüm
taşlardan farklıydı, ağırdı, metalik parlaklığı vardı, manyetikti.
Siyah - kahverengi renkli bir taştı. Bulunduğu bölgede bir benzeri
yoktu.
“Dünya dışından
olup da, dünyada olan ne olabilir?” diye düşündüm. Bu soruya
“meteoritler” dışında bir cevap bulamadım. Evet, meteoritler,
dünyadaki dünya dışı tek cisimdiler. Onlar uzayın hazineleriydi.
Dünya dışından
geldiğine inandığım bir maddeyi ilk kez bu kadar yakından
inceleyebiliyordum. Hayatımda ilk kez bir meteoriti elime alıyordum.
Heyecanlıydım.
Bu göktaşının
adı bundan böyle “DOTD85” olacaktı.
Terimlerin
açıklanması:
Meteoroid:
Bir asteroidden
küçük, bir atomdan büyük olan ve uzayda hareket eden maddelere
meteoroid denir.
Asteroid:
Bazı
açıklamalara göre 10 metreden, bazı açıklamalara göre de 50 metreden
daha büyük çapı olan, gezegenlerden daha küçük olan gök cisimlerine
asteroid denir.
Meteor:
Atmosfere giren
ve sürtünme sebebiyle arkasında belirgin ışık oluşturan
meteoroidlere meteor denir.
Meteorit:
Atmosfere giren
meteoroidler, sürtünme sebebiyle arkalarında belirgin bir ışık
bırakırlar ve meteor adını alırlar. Meteorların büyük çoğunluğu
sürtünme sebebiyle yeryüzüne ulaşamadan yok olur. Yeryüzüne ulaşan
meteorlara, meteorit denir. Meteoritlere göktaşı da denir.
Tektit:
Meteoritler yer
çarpınca çevreye yayılan, sıcaklık ve basıncın etkisiyle eriyip
soğuduktan sonra sertleşen, dünyaya ait olan birkaç santimetre
çapındaki kayaçlara tektit denir.
Meteoritin
düşündürdükleri:
Bu meteorit
artık hayatımda önemli bir cisim olmuştu. Ona daha farklı bir gözle
bakıyor, inceledikten sonra özenle yerine yerleştiriyordum.
Bu meteorit,
hayatımın ancak belli dönemlerinde hatırladığım bazı konuların
sürekli aklımda kalmasını sağladı.
Günlük
koşuşturma içinde geri planda kalan bazı gerçekleri yani uzayı,
evreni, gezegenleri, yıldızları, hayatı, evrende varolabilecek diğer
canlıları artık daha sık düşünüyorum.
Bu meteorit;
- dünyaya
gelmeden önce neredeydi?
- neden yola
çıktı?
- ne zaman yola
çıktı?
- ne kadar yol
aldı?
- dünya
oluşmadan önce yola çıkmış olabilir mi?
- yolculuğu
sırasında hangi olaylara şahit oldu?
- hangi
gezegenlerin, hangi yıldızların, hangi galaksilerin yakınından
geçti?
- yolculuğu
sırasında hangi çekimlerin etkisinde kalıp savruldu?
- yolculuğunda
asteroidlerle, kuyrukluyıldızlarla, meteoroidlerle çarpışma
tehlikesi atlattı mı?
Bazı geceler
uzanıyorum, gözlerimi kapatıyorum. Kafamdaki diğer tüm düşünceleri
siliyorum.
Bu konuyu
düşünmeye başlıyorum.
Meteorite,
uzaydaki o çok uzun ve sessiz yolculuğunda eşlik ettiğimi hayal
etmeğe çalışıyorum.
Günler,
haftalar, aylar, yıllar, onyıllar, yüzyıllar, binyıllar….Belki de
milyon yıllar boyunca…Gidiyor, gidiyor, gidiyor…Sessiz uzayda
ilerliyor.
Bazen korkunç
geliyor, bazen eğlenceli geliyor, bazen heyecanlı geliyor bu
yolculuk…
Meteorit sonunda
dünyaya ulaşıyor… Atmosfere giriyor… Sürtünerek yere doğru
ilerliyor… Yeryüzüne düşüyor...
Uzun yolculuk
şimdilik son buluyor… Ama, yeni bir macera başlıyor…
Bekliyor…Bekliyor…Bekliyor… Günler, aylar, yıllar, yüzyıllar… Belki
de bin yıllar… Birinin onun farkına varmasını sabırla bekliyor…
Ne zaman düştü
acaba yeryüzüne? Ne kadar bekledi fark edilmeyi? Ne yağmurlar,
karlar, depremler, seller, rüzgarlar gördü?…
Ne
medeniyetlere, savaşlara, varoluşlara, yokoluşlara şahit oldu?…
Bu konuyu her
düşündüğümde, farklı cevaplar buluyorum kafamda.
Bir süre sonra
en önemli kısma geliyorum…
Neden
geldi?..Nereden geldi?
Bazı bilim
adamlarına göre dünyaya hayatı getiren bir meteorit. Onlara göre
meteoritin üzerinde dünyaya gelen ilk canlı, buradaki şartlar uygun
olduğunda yeni hayatına başlıyor, evrimleşiyor ve bu süreç bizlere
kadar uzanıyor.
Eğer bilim
adamlarının söyledikleri doğru ise, dünyaya gelen ilk canlının
geldiği yerde başka canlılar da olabilir.
Dünyayı ilk
canlıyı getiren meteorit gibi, başka meteoritler de diğer
gezegenlere canlılar götürmüş olabilir.
Meteoritin
geldiği yer uzayın derinlerinde mi? Yoksa uzayın sonunda mı? Orada
başka canlılar yaşıyor mu? Yaşıyorsa nasıl canlılar?
Uzayda yıldızlar
ve gezegenler oluşuyor, gök cisimleri çarpışıyor, galaksiler yok
oluyor, vs.
Bu dünyada hayat
doğrularla ve yanlışlarla devam ediyor olsa da, biz bu karmaşa
içinde bazı şeyleri unutuyor olsak da, evrenin bir yerlerinde
sürekli bir şeyler oluyor.
Meteorlar, dünya
atmosferine girerek ışık saçıyor ve bir süreliğine de olsa tüm
dünyanın gözlerini o yöne çevirmesini sağlıyor. İnsanların uzayı,
evreni, hayatı bir kez daha düşünmesine sebep oluyor.
Bizleri uykudan
bir süreliğine uyandırıyor.
Taş,
gerçek meteorit mi?
Dünyada
keşfedilmemiş sayısız meteoritler var.
Bunlar, dünyanın
var oluşundan bu yana dünyaya gelmeye devam ediyor. Her gün yenileri
yer yüzüne ulaşıyor.
Hepsi aranmayı,
bulunmayı bekliyor.
Bu taşın
meteorit olup olmadığını kesin olarak anlamak için laboratuvarda
kesitler alıp birçok test yapmak gerekebilir.
Ancak buna gerek
olduğunu düşünmüyorum.
Çünkü bu taş
gerçek meteorit olmasa bile, sebep olup düşündürdükleri benim için
çok önemlidir.
Benim için bu
taş, meteorit olduğunu düşündürerek yapması gereken görevi
fazlasıyla yapmıştır.
Meteorit başımı
gökyüzüne çevirmemi sağlıyor, gidemeyeceğim yerleri zihnimde
canlandırmama yardımcı oluyor.
Soruyorum kendi
kendime; “Bu kadar geniş evrende, milyonlarca, milyarlarca gök cismi
içinde, sadece dünyada mı hayat var? Sadece dünyada mı canlı var?”
Tespit
yöntemi ve manyetik alan tespit cihazı
Meteoritler
dünyanın oluşumundan beri yeryüzüne gelmektedir. Sayısız meteorit
dünyaya düşmüştür ve düşmeye devam etmektedir. Meteoritleri tespit
etmenin birkaç yolu vardır. Bu yolların en kolay ve en güvenilir
olanı manyetik alan tespit cihazı ile araştırma yapmaktır.
Dünyanın
manyetik mineralleri:
Dünyada
meteoritler dışında manyetik olan birçok kayaç vardır. Bu kayaçlarda
demir mineralleri olan Hematit’e ve Manyetit’e rastlanabilir.
Manyetik alan
tespit cihazı, manyetit ve hematit gibi manyetik mineralleri
içerdiği için manyetik şiddetleri çok güçlü olan kayaçlara
yaklaştırılınca sinyal verecektir.
Manyetit,
hematit gibi mineralleri içeren manyetik kayaçlar, büyük kütleler
halinde, yüzeye veya toprak altına yayılmış olarak bulunur.
Araştırmalardaki
testlerde; tek bir taşın manyetik olup çevresinde başka hiçbir taşın
manyetik olmadığı durumlarda, manyetik olan taşın meteorit olma
ihtimali yüksektir.
Arazide birçok
taş ve kaya manyetikse, bunlar meteorit değil, dünyaya ait manyetik
kayaçlar olabilirler.
Bu şekilde;
hangi taşın dünyaya ait olup hangi taşın dünya dışı olabileceğini,
kesin olmamakla beraber, ayırt etmek mümkündür.
Antik
dönemdeki durum:
Anadolu’nun birçok yerinde, milattan
önce yeryüzüne düşmüş olan meteoritlerin izlerine rastlanabilir. Bu
beklenmedik olayın o dönem insanları tarafından kayda alınmış olması
gerekir.
Antik çağda doğa olaylarının nasıl
meydana geldiği bilinmediğinden, meteoritlerin kutsal olduğuna
inanılıyor olabilir. Meteoritler tanrıların birer armağanı olarak
görülüyor olabilir.
Tabletler dikkatle incelendiğinde,
farklı medeniyetlere ait olan, meteoritlerin de dahil olduğu
astronomik bilgilere ulaşılacaktır.
Antik kentlerdeki taşları test etmek
faydalı olabilir. Bu testler sırasında taşlara dokunmamak, onlara
zarar vermemeye özen göstermek gerekir.
Bu konuyla ilgili olarak Hititlerin
başkenti olan Hattuşa’da kısa süreli yüzey araştırmaları yaptım.
Fakat manyetik bir kayaca rastlayamadım.
O dönemlerde, o bölgelere veya Hitit
kentlerinden herhangi birine meteorit düştüyse, o meteoritin başkent
Hattuşa’ya getirilerek muhafaza edilmiş olabileceğini düşünüyorum.
Bazı kaynaklarda bu konuyla ilgili
şu açıklamalara rastladım:
"Bütün toplumların efsanelerinde, demirciye tanrısal nitelik
verilmesinin kaynağında, insanoğlunun tarihte ilk kullandığı demirin
meteor kaynaklı olması yatar. Meteorlar neredeyse tümüyle demir
nikel alaşımından oluştuğundan ilk kullanılan demirden aletlerde
nikele bolca rastlanmıştır. Bu yüzden Mısırlılar demire göğün
armağanı, Sümerler ise göğün madeni demişlerdir (gök metali anlamına
gelen en eski kelime 'ANBAR' Sümerce'dir) ve kutsal saymışlardır.
Kutsallığından dolayı Mısırlılar koruyucu tılsımlarını demirden
yapmışlardır. Mayalar, İnkalar ve Aztekler sadece meteor demirini
kullandıkları ve maden ergitmeyi bilmedikleri için demiri altından
daha değerli saymışlardır."
Meteorit
araştırması:
Meteorit
araştırması; bilinmeyenlerle dolu olan evrenle ilgili soruların
cevaplarını alabilmek için kişinin kendi kendine attığı bir adımdır.
Bu araştırma,
kişinin düşünce dünyasının sınırlarını genişletir. Kişiyi h